Elektrik tellerine can veren adamın hikayesi: “Oyuncakçı, Saklı Yadigarlar”

Yönetmen Yağmur Kartal, üniversite okuyup gazetecilik yaptığım zamanlarda karşıma çıkmış kıymetli insanlardan bir tanesi. Bundan 4 yıl evvel çektiği “Soluk” adlı bilim kurgu kısa film projesi sayesinde yurt dışında bir festivale katılmış ve başarısıyla dikkatimi çekerek haber öznem olmaya hak kazanmıştı. Bu sayede hayatıma da dahil olan Yağmur’la yakın arkadaş olduk ve İletişim Fakültesi öğrencileri olmamız nedeniyle birçok ortak paydamız olduğunu fark ettik. Sinemanın yapım, senaryo, çekim, animasyon ve yönetim olmak üzere birçok alanında çalışmaları olan Yağmur, stop motion olarak çektiği animasyon belgesel filmi Oyuncakçı: Saklı Yadigarlar projesinden bahsettiğinde onun kadar ben de heyecanlandım. Çünkü proje,  hikayesiyle sıcak ve bizden olduğu kadar çekim tekniğiyle de bir o kadar renkli ve etkileyiciydi.

oyuncakçı

Belgesel, elektrik ustası Sabahattin Parlar’ın hayat öyküsü etrafında şekilleniyor. 1930’lu yılların sonunda İstanbul’da doğmuş 90 yaşlarındaki Sabahattin Parlar, Balıkesir’in Marmara ilçesinde bulunan Avşa Adası’ndaki evinde elektrik kablolarından eski Osmanlı figürleri yapmaktadır. Kimler yoktur ki Sabahattin Amca’nın figürlerinin arasında. Macuncu, gazete dağıtıcısı, eski sokak fotoğrafçıları, şerbetçi, bekçi, ayakkabı boyacısı… 1950’li 1960’lı yılların İstanbul sokaklarında karşılaşabileceğimiz insanları figürleriyle yeniden yaratmıştır. İlkokulda resme olan ilgisini keşfeden hocasının alakası, onu sanata yönlendirse de yaşadığı dönemin güçlüğü ve geçim dertleri nedeniyle uzun süre elektrik işinde çalışarak hayatını kazanmıştır. Yıllarca içinde ukde kalan sanat sevgisi bu oyuncakları yapmaya başlamasıyla yeniden canlanmıştır. Oyuncak gibi oynatılabilen bu figürleri evindeki küçük atölyesinde zaman buldukça üreten Sabahattin Amca,  gençlik yıllarından beri yaptığı bu figürleri birkaç arkadaşının yüreklendirmesiyle 80’lerde kapalı çarşıda satmaya başlamıştır. Bu yıllarda tanımış olduğu ünlü sanatçı Hakan Altıner ve eşi ile olan muhabbetleri sayesinde figürleri ufak atölyesinden çıkarak tüm Anadolu’yu dolaşmaya başlamıştır. Fakat el işçiliği ile üretilen bu eserler zamanla tarihin eski sayfalarındaki gazete kupürlerinde solarak gitmiş ve elektrik tellerine can veren adam unutulmuştur.

Yaz tatillerinde Sabahattin Amca’ya atölyesinde yardıma giden arkadaşım Yağmur, Sabahattin Amca’nın yalnızca elektrik tellerinden figürler yapan bir elektrikçi değil, aksine yeteneği kıyıda köşede kalmış bir sanatçı olduğunu keşfeder. Ve kendine şu soruyu sorar: “Sabahattin Amca neden bilinmiyor?” İşte tam da bu noktada onun hayatını ve figürlerini filmleştirmeye karar verdi ve Oyuncakçı: Saklı Yadigarlar projesi bu şekilde ortaya çıktı.  Zaman kaybetmeden senaryoyu yazan Yağmur, Sabahattin Amca’nın figürleriyle de stop motion çekimlerine başladı. Sabahattin Amca’yla yarattığı figürler üzerine uzun sohbetler eden Yağmur, bir yandan onu tanıyan ve onun bu uğraşına tanıklık eden kişilerle röportaj çekimlerini gerçekleştirdi. Bu kişilerden birisi de televizyon dizilerinden ve tiyatro oyunlarından tanıdığımız ünlü sanatçı Hakan Altıner. Bu değerli projeye kadrosuna ucundan kıyısından beni de dahil eden arkadaşım Yağmur, yanına yönetmen arkadaşımız Cüneyt Karakuş’u da aldı ve o yılları Hakan Altıner’den dinlemek üzere düştük yollara. Sabahattin Amca’nın figürlerini tasarladığı yıllarda onunla komşuluk eden Altıner, bizi kırmadı ve bütün sıcakkanlılığıyla Sabahattin Amca’yı anlattı. Film yayınlandığı zaman bu keyifli anları Yağmur’un kadrajından izleyebileceksiniz. Bu sütunlar aracılığıyla sayın Hakan Altıner’e de teşekkür ediyorum. Projenin detaylarını ise elektrik tellerine can veren adamın hikayesini çeken Yağmur Kartal şu şekilde anlatıyor:

OYUNCU HAKAN ALTINER ÇEKİMDE

 ELEKTRİK USTASI DEĞİL SANATÇI

Filmin konusunu anlatır mısın? Ne anlatıyorsun?

Filmin derdini şu şekilde açıklayabilirim. Elektrik tellerinden, izolasyon malzemelerinden oyuncaklar, tel figürler yapan bir adamın hikayesini anlatıyorum. 1940’larda dünyaya gelmiş ve o zamanın şartlarında yetişmiş, büyümüş, 1980’lerde bu işleri yapmaya başlamış bir insanın hikayesi bu. Aslında daha önceleri başlamış ama 1980’lerde ticaretini yapmaya başlamış. 1940’larda dünyaya gelmiş insanlar birtakım zorluklar yaşamışlar. Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine geçilmiş ama hala etkileri süren bir adaptasyon dönemi. Evet, birtakım devrimler olmuş ama hem savaşın etkileri sürüyor, hem de aslında kültürel etkiler de sürüyor. Sabahattin Amca, o dönemleri görmüş bir insan olarak hem eski Osmanlı’nın giyimini ve kültürünü biraz tanıyan hem de o dönemin yokluklarını yaşadığı için o yoklukların verdiği rehaveti üstünde taşıyan bir adam. Bir sanatçı, heykeltıraş veya bir çizer olabilecekken elektrik ustası olmuş bir adam. Çünkü babası yok, bir erkek kardeşi yok ve ‘Evi erkek çocuk geçindirir’ mantığı o dönem çok daha yoğun. Bir şekilde eli iş tutması, para kazanması ve annesine, kız kardeşlerine bakması gerekiyor. Bunun için de bir şekilde sanat okuluna gidiyor ve elektrik ustası olarak çıkıyor. O dönem veremin çok yoğun olduğu bir dönem. Veremden ablasını kaybediyor ve bütün bunların içinde elektrik tellerinden yaptığı o figürler onun bir kaçış noktası. Kendini ifade etme biçimi de diyebiliriz. Sabahattin Amca bunu önce kendi için yapıyor. Eskilerin malzemeleri atmama ve bir şeyleri dönüştürme özelliği vardır ya, Sabahattin Amca da bunu sanata dönüştürüyor. Renkli tellerden ne yapacağını düşünüyor ve bundan figürler yapıyor. Yaptığı figürleri eşe dosta hediye ediyor ve onlar da “Sen bunları neden satmıyorsun?” diyorlar. Bu şekilde yaptığı malzemeleri Kapalıçarşı’ya götürüyor ve görüyor ki figürleri sevilip satılıyor. Sabahattin Amca eserlerini yapıyor ama “Ben aslında neyle uğraşıyorum ki? Çok saçma bir şey” diyerek eserlerini çöpe atabiliyor. Ya da bir bakıyorsunuz “Ben çok güzel şeyler yapıyorum” diyebiliyor. O sanatçı bunalımını çok çok daha derin yaşıyor. Çünkü bir sanat okuluna gidememiş. Sanatçı kimliğine bürünüp kendini bir yere ifade edememiş aslında. Çevresinden böyle bir destek çocukluk ve gençlik yıllarında görmemiş. Ama ısrarla bunları içten gelen bir istekle yapmaya devam etmiş.

IMG_4472.jpg

Seni bir senarist ve yönetmen olarak Sabahattin Amca’nın belgeselini yapmaya iten nedenler nelerdi?

Beni teşvik eden şuydu: Bunca şeyleri yapmış olmasına rağmen bunları gizli saklı ve mütevazi bir biçimde yapmaya devam etmiş bir adam. Yıllarca yapmış ve bilinmeyen bir adam. Türkiye’de bu şekilde bir şey yapmış tek insan olabilir. Sabahattin Amca’nın kendine has bir tarzı var ve yüzlerce yapmış bunlardan. Şu dönemde bakıldığında bu tip sanat eserlerine çok fazla değer verilirken Sabahattin Amca bilinmiyor. Kıyıda köşede kalmış bir insan. O yüzden filmin tam ismi: “Oyuncakçı: Saklı Yadigarlar”. Neden Saklı Yadigarlar? Çünkü bilinmiyor, saklanmış, köşede kalmış ve yadigar. Geçmişten günümüze kalmış. 1970-80’lerden bugüne yapılan eserleri var. Ayrıca Osmanlı dönemindeki insanları figürlere dönüştüren eserleri var. Bu anlamda bence çok kıymetliler.

IMG_8361.JPG

ELEKTRİK TELLERİNDEN OYUNCAK FİGÜRLER

Sabahattin Amca’yla nasıl tanıştın?

Sabahattin Amca aslında bana usta-çırak gibi bir şeyler öğretmek için yanına çağırmıştı. Dedemin arkadaşıydı. Ben 5 yaşından beri tanıyorum onu. Benim bir nevi ikinci dedem gibiydi. Ama onca yıl ben Sabahattin Amca’nın böyle oyuncaklar yaptığını bilmiyordum. Bu oyuncakları evinde görüyordum ama kendisinin yapıp sattığını bilmiyordum. Bir gün dedem Sabahattin Amca’nın elektrik tellerinden bu oyuncakları yaptığını söyledi. Dedem de bu zanaatı öğrenmem için beni teşvik etti. Gidip baktım ve onun bir sürü figür yaptığını gördüm. Eskiden sokaklarda gazete satan çocuklar, macuncular, halay çeken köylüler, sokakta fotoğraf çeken fotoğraf sanatçıları gibi bir sürü konseptte figürünün olduğunu gördüm. Bunları büyük bir incelikle ve ustalıkla yaptığını görünce hayran kaldım. O sırada da yanımda kamera vardı ve Sabahattin Amca’yı çekmeye başladım. Derken ‘Belgesel film nasıl olur acaba?’ diye düşünmeye başladım. O sırada Sabahattin Amca da onun yaptığı işi öğrenmek için çekim yaptığımı düşünüyordu. Sonra düşündüm nasıl bir şey yapabileceğim üzerine. Aradan 1 sene geçti ve senaryoyu yazmaya başladım.

IMG_4572.JPG

STOP MOTION ANİMASYON BELGESEL

Projeyi hem belgesel hem animasyon, hem de stop motion olarak çekiyorsun. Sabahattin Amca’nın hikayesini çekerken neden animasyon belgesel formatında ve stop motion tekniğini kullandın?

Kurgusal bir şey de yapılabilirdi. Ama kurgusal olarak güzel bir şey yapmak çok daha zor olurdu. Hem de aslında Sabahattin Amca’nın kendisini anlatmasıydı burada önemli olan. Bu yüzden belgesel olarak çekmeyi tercih ettim. Aslında benim orada açık açık mesele ettiğim bir şey vardı: “Bu adam neden bilinmiyor ve bu adamı neden kimse tanımıyor? Neden kıyıda köşede kalmış? Neden dünya çapındaki sanatçılar gibi bunu Sabahattin Parlar yaptı gibi bir yerde görebileceğimiz bir figürü yok?” Beni belgesel yapmaya iten nedenlerden biri de buydu. Türkiye’nin şu anki yapısına uzak bir şey de değil yaptığı. Osmanlı figürleri yapıyor. Bu çok dikkat çeken bir şey ve buna değer verilmemiş. İkincisi de onun kendisini anlatmasını istedim. Onun, o mütevazı yapısından çıkarak kendisini bir sanatçı olarak konumlandırmasını ve bu nedenleri kendisinin anlatmasını istedim. O yıllarda ne yaşadı da aslında bir sanatçı olabilecekken bir elektrikçi oldu? Elektrikçiyken bile onu bu uğraşı yapmaya ne itti? Ne oldu da bu kadar bunu hevesle yaptı ve sonrasında neden bıraktı?

IMG_8375.JPG

Sabahattin Amca’nın figürlerinin içinde elektrik telleri var. Tel, oynatılabilen bir şey. Hareket ettirip pozlayabiliyorsunuz karakterleri. Ben animasyonlu belgeselleri çok seviyorum. İzlerken çok keyif alıyorum. Birinin sadece çıkıp bir şey anlattığı belgesel çok sıkıcı bir şey. Benim elimde çekeceğim çok güzel malzemeler vardı. Bu nedenle stop motion çektim. İstedim ki Sabahattin Amca kitap okurken elimizdeki karakter de kitap okusun. Sabahattin Amca’nın küçük bir trolü veya paralel evrendeki bir simgesi gibi. Sabahattin Amca’nın yanına ilk gittiğimde dedim ki “Sabahattin Amca, kendi karakterini yap. Kendi gençliğini yap bana.” Oturdu yaptı. Hikayemiz de aslında onu belgeselde nasıl bir sanatçı olarak göstermek istiyorsam onun karakterinin canlanmasıyla başlıyor. Onu izleyen insanlar nasıl onu tanıyacaksa onun minik figürü de onunla beraber canlanıyor aslında. O minik figür kapıdan çıkıyor ve Sabahattin Amca’nın hayatına giriyor. Biz de o figürle beraber Sabahattin Amca’nın hayatına giriyoruz.

Projeyi stop motion olarak çekiyorsun ama bunun bir de Sabahattin Amca’nın elektrik tellerinden yaptığı figürlerden kaynaklanan zor bir tarafı var. Elektrik tellerini şekle sokup pozlamak, çekim yapmak ve açıyı ayarlamak senin için oldukça zorlu geçmiş olmalı. Bu anlamda neler yaşadın çekim yaparken?

Bu aslında beni çekim yaparken en çok zorlayan şeydi. Çünkü Sabahattin Amca bu karakterleri tabi ki stop motion yaparken çekim yapılacak şekilde tasarlamadı. Stop motion çekimleri yaparken kullanılan puppetların bir eklemleri, silikondan bir malzemesi var ve ufak ufak hareket ettirebiliyorsunuz. Ama benim elimde telden bir malzeme var. Tek avantajım bu ama bunun üzerinde durabilecek bir ayaklığı yok. Zaten kolay kolay dik durmuyorlar. Karakterlere hareketleri yaptırırken çok sert hareketler yaptırabiliyorsunuz. Minik geçişler yapamıyorsunuz. Mesela karakteri ayağa kaldıracaktım ancak devriliyor ve düşüyor. Ama kullandığım stop motion programları sayesinde karakterleri bir önceki şekillerine getirip hareketleri tamamlayabildim.

IMG_4537.JPG

Sabahattin Amca, senin onun belgeselini yapman konusunda ne tepki verdi? Onu ikna etmek kolay oldu mu?

Sabahattin Amca başta onun videosunu çekip arkadaşlarımla paylaşacağımı düşünmüş sadece. Ben ona “Hadi, kendini anlat” deyince şaşırdı. Ona telefonda belgeselini yapacağını söylemiştim ama o bu şekilde anlamamış. Başta şaşırdı ve sonra mutlu oldu.  “Neyimi yapacaksın kızım? Ne çekeceksin benimle ilgili?” dedi. Birkaç gün sonra ise olayı idrak ederek “Kızım sen ne yaptın benim için böyle?” dedi. O kadar mutluydu ki…

Bu belgesel ile ne amaçlıyorsun?

Eminim ki Türkiye’de bu tip uğraşlar yapan birçok insan var. Sabahattin Amca bunlardan biri sadece. Bu belgesel sayesinde belki o insanlar da kafasını kumdan çıkarıp etrafa bakma fırsatı bulurlar içlerinde. Belki bu tip şeylerle uğraşan insanlar daha çok teşvik edilirler. Çünkü gerçekten “Sen ne yapıyorsun telleri eğip büküp evinde biriktiriyorsun?” değil de “Sanatçı bir ruhu var bu insanın. Acaba ona destek mi olsak” düşüncesine ulaşabilirler. Çünkü onun gibi insanlar bunu bekliyorlar gerçekten.

STOP MOTION NEDİR?

Stop motion, en basit anlamıyla fotoğraflardan oluşturulan video çekim tekniğidir. Durağan 3 boyutlu objeleri hareket edermiş gibi gösteren bir animasyon türüdür. Çoğunlukla kuklalar veya oyun hamuru ile yapılmış modeller kullanılır.

 

IMG_0783.JPG

YÖNETMEN YAĞMUR KARTAL KİMDİR?

Yağmur Kartal, sinema ile haşır neşir olmaya 14 yaşında gittiği Güzel Sanatlar Lisesi Sinema Televizyon Bölümü ile başladı. Ardından 2009 yılında Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nü kazandı. Ayrıca Radyo, Televizyon Sinema Bölümü’nden yan dal programını bitirdi. Bir kare üstünde birçok şeyi anlatma, kadrajı grafik anlamda doldurma, renk bilgisi, reklam ve animasyon gibi birçok bilgiyi kendisine kattığı üniversite yıllarının ardından yine aynı üniversitede İletişim Bilimleri alanında yüksek lisans programını bitirdi. Eğitim hayatı boyunca çeşitli post prodüksiyon firmalarında çalışarak deneyim kazandı. Stüdyo Piyano’da kurgu asistanlığı, Visual Focus’ta TV programları kurguladı. 2013 yılında “İstirahat Odası” isimli filmde kurgu asistanı olarak yer aldı ve film Cannes Film Festivali’nde en iyi kısa film olarak seçildi. Mezuniyetinde kısa süre sonra Osman Sınav’ın şirketi olan Sinegraf’da kurgu asistanı olarak işe başladı. Kızıl Elma dizisinin sonlanmasıyla buradaki işinden ayrıldı. Kısa süre sonra Digiflame animasyon bölümünde kurgucu olarak işe başladı. 3 ay kadar animasyon departmanında çalıştıktan sonra VFX departmanına geçiş yaparak burada süpervizör asistanlığı yaptı. Yönetmenin ayrıca çeşitli festivallerde gösterilen ve yönetmenliğini yaptığı “Soluk” adlı kısa filmi bulunmaktadır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s